El Yapımı Flex Sensör ile 3D El Kontrolü
Merhabalar, bugün sizlerle gerçekten çok heyecanlandığım bir projeyi paylaşmak istiyorum! Bu yaz tatilinde oldukça ilginç bir şey başardım. Elime taktığım bir eldiven ile Blender’da 3D bir eli gerçek zamanlı olarak kontrol ettim! Tabii bu kadar basit değil, önce flex sensörleri kendim yapmam gerekti.
Macera Nasıl Başladı?
Bir gün YouTube’da motion capture videoları izlerken aklıma bir fikir geldi: “Ya ben de böyle bir şey yapabilsem?” dedim. İnternette biraz araştırınca flex sensörlerle bunun yapılabileceğini gördüm. Hazır sensörlere baktım ama içimden bir ses “Neden kendim yapmayayım?” dedi.
Maker kültürünü hep sevmişimdir. Bir şeyin nasıl çalıştığını anlamak, onu parçalarına ayırıp tekrar yapmak… Bu benim için hazır ürün satın almaktan çok daha değerli. Üstelik kendi yaptığın bir şeyle proje yapmak bambaşka bir hissiyat. İşte o andan itibaren 3 haftalık bir macera başladı. Şimdi geriye dönüp baktığımda, kendim yapmış olmaktan çok gurur duyuyorum çünkü her aşamasını anladım, her detayını öğrendim.
Flex Sensör Serüveni
Gerçekten çok basit malzemelerle flex sensör yapılabiliyormuş. A4 kağıt, kurşun kalem ve alüminyum bant! İlk duyduğumda “Bu nasıl olur?” dedim ama işe yaradı vallahi.
Anlattıklarımı uygulamak için önce kağıdı ince şeritler halinde kestim, sonra kurşun kalemle saatlerce boyadım. Kurşun kalemin içindeki grafit iletken olduğu için bu boya aslında sensörün kalbi oluyor. İlk başta biraz üşendim boyamayı ama sonradan fark ettim ki ne kadar koyu boyarsan o kadar iyi çalışıyor sensör.
Sonra bu grafit kaplı kağıdı katlayıp, uçlarına alüminyum bant yapıştırdım. Bu bantlar aslında elektrik bağlantısı için. En sonunda da üstüne heat shrink tube (biz makaron diyoruz) geçirip ısıtınca çok profesyonel bir görünüm aldı!
İşte böyle göründü sonunda - kendi yaptığım flex sensörler
İlk sensörü test ettiğimde çalışınca o anki sevinci anlatamam! Bir şeyin böyle basit malzemelerle yapılabilmesi inanılmazdı. Hemen 5 tanesini üretmeye koyuldum.
Eldiven Aşaması
5 sensörü yaptıktan sonra sıra eldivene geldi. Evde kullanmadığımız bir inşaat eldiveni buldum, “Bu işe yarar” dedim. Her parmağa birer sensör diktim. Dikiş işini annem görse bayılırdı herhalde ama ben elimden geleni yaptım. Sonuçta çalışması önemliydi güzel görünmesi değil.
Kablolama kısmı biraz karmaşık oldu açıkçası. 5 sensörün her birinden 2 kablo çıkıyor, toplam 10 kablo. Bunları düzenli bir şekilde Arduino’ya bağlamaya çalıştım. Breadboard’un üzerinde öyle bir kablo ormanı oluştu ki…
Tüm sistem - biraz karışık görünüyor ama çalışıyor!
Arduino ile Oyun Zamanı
Arduino Nano ile devreyi kurdum. Her sensörü Arduino’nun analog pinlerine bağladım. Burada voltaj bölücü devresi kullanmam gerekti - bu kısım okulda elektronik derslerinde gördüğümüz konulardandı, ilk kez pratikte uyguladım.
Arduino bağlantıları ve breadboard
Arduino kodu yazarken en önemli kısım kalibrasyon oldu. Program başladığında elimi bir kere açıp kapatıyorum ve sensörler kendi minimum-maksimum değerlerini belirliyor. Bu sayede her seferinde doğru çalışıyor. İlk başta bu kısmı yapmamıştım ve sonuçlar çok kötüydü, sonradan ekledikten sonra her şey düzeldi.
Kodları burada paylaşmıyorum çünkü dürüst olmak gerekirse biraz karmaşık oldu ve tam optimize değil. Ama çalışıyor işte, bu önemli!
Blender ile Sihir Başlıyor
İşin en eğlenceli kısmı burasıydı! Blender’da basit bir el modeli yaptım ve rigging (kemik sistemi) ekledim. Her parmak için kemikler ayarladım. Bu kısmı yaparken gerçekten çok eğlendim, sanki oyuncak bebek giydiriyormuşsun gibi.
Sonra Python ile bir script yazdım. Arduino’dan gelen verileri USB üzerinden okuyup Blender’daki eli kontrol ediyor. PySerial kütüphanesini kurmak biraz uğraştırdı ama sonunda başardım.
İlk çalıştığında gerçekten çok heyecanlandım! Elimi oynatıyorum, ekrandaki 3D el de aynı şekilde hareket ediyor. Sanki VR filmlerindeki gibi!
Blender’da gerçek zamanlı kontrol - çalışıyor!
Başarı Anı!
İlk kez tam olarak çalıştığında gerçekten mutlu oldum. Arkadaşlarıma gösterdiğimde çok şaşırdılar. “Bunu kendin mi yaptın gerçekten?” dediler. Hatta birkaç arkadaşım “Sen motion capture şirketlerinde çalışabilirsin” dedi, tabi abartıyorlar ama yine de güzel duymak.
Gecikme çok az, neredeyse hiç yok. Elimi hareket ettirdiğimde ekrandaki el anında takip ediyor. Bu beni en çok mutlu eden kısım çünkü gerçek zamanlı çalışması çok önemliydi.
Proje Videosu
Zorluklarla Başa Çıkmak
Tabii ki her şey ilk seferde mükemmel olmadı. İlk yaptığım sensörler pek hassas değildi, grafit katmanını daha kalın yapmam gerekti. Bir ara da alüminyum bantın kablolarla bağlantısı sürekli kopuyordu, onu lehimleyerek çözdüm.
En büyük sorun Blender ile Arduino arasındaki iletişimdi. İlk başta veriler yavaş geliyordu, sonra nasıl hızlandıracağımı buldum. Ama bu detaylara girmeyeyim, teknikaliteler sıkıcı olur.
Neden Kendim Yaptım?
Sadece maliyet meselesi değil aslında. Evet, hazır sensörler pahalı ama asıl mesele şu: Bir şeyi sıfırdan yapmak, onun her katmanını anlamak, sorunlarla karşılaşıp çözmek… Bu deneyim paha biçilemez!
Evdeki basit malzemelerle - kağıt, kurşun kalem, alüminyum bant - böyle bir şey yapabilmek inanılmaz bir duygu. İşte maker olmak bu! Hazır çözümler almak yerine kendi çözümünü üretmek. Ve şunu fark ettim ki, kendi yaptığın bir araçla çalışmak çok daha tatmin edici. Her sorununda ne yapacağını biliyorsun çünkü sen yaptın onu!
Gelecek Hayallerim
Şimdi aklımda bir sürü fikir var:
VR Oyunları: Bunu VR oyunlarıyla entegre etmek istiyorum. Half-Life: Alyx gibi oyunlarda kullanabilsem harika olur!
Robotik El: Belki bir gün gerçek bir robotik el yapıp bunu kontrol ederim. Iron Man’in eldivenindeki gibi!
İşaret Dili Çevirici: İşaret dilini tanıyabilen bir sistem yapmayı düşünüyorum. Sosyal fayda da olur.
Son Sözler
Bu proje bana bir şeyi öğretti: Maker olmak, sadece bir şeyler yapmak değil. Bir sorunu görüp, “Ben bunu kendim yapabilirim” demek. İnternetteki bilgileri, evdeki basit malzemeleri birleştirip çözüm üretmek. Ve en önemlisi, bu süreçten keyif almak.
İlk sensörümü yaptığımda duyduğum gurur, herhangi bir hazır ürün satın aldığımda hissedemeyeceğim bir şeydi. “Bunu ben yaptım” demek, “Bunu ben satın aldım” demekten çok daha değerli.
Şu an elimdeki bu eldiven belki profesyonel motion capture ekipmanları kadar kaliteli değil ama benim için çok daha özel. Çünkü her bir parçasının hikayesini biliyorum, her sorunu nasıl çözdüğümü hatırlıyorum.
Eğer sizin de aklınızda bir proje varsa, cesaret edin! “Hazırı yok mu?” diye sormayın, “Ben yapabilir miyim?” diye sorun. İnanın bana, yapma sürecinde öğrenecekleriniz, bitmiş ürünün kendisinden çok daha değerli.
Projeyle ilgili sorularınız olursa yorum yapabilirsiniz, elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım. Videoyu da yakında paylaşacağım, merak edenler için!
Happy making!


